«

»

Eki 28

Sanitarium

Tanıtım

Sanitarium Kapak

Sanitarium Kapak

Sanitarium 1998 yılında piyasaya sürülmüş adventure oyunudur. Adventure oyunları eskiden en popüler oyun türlerinden biriydi. Çünkü yapımı diğer türlere oranla oldukça basitti. Çok fazla görsel efekt istemez, animasyon yerine hikaye ve mekan ağırlıklıdır. Aslında adventure oyunlar için kitap tarzına en yakın tür olduğunu söyleyebiliriz, olay anlatımı ön plandadır. Tabi bu arada bir sürü bulmaca ile uğraşmak zorunda kalırız. Yeni nesil oyunlar daha çok vakit öldürmek üzerine olduğu için adventure oyunları oldukça azaldı. Tabi bunda bu tarz oyunların konsolda oynamanın çok zor olmasının da payı var.

Oyunda bir tane ana karakteri kontrol ediyoruz ancak bu karakter her chapter değişiyor. Neden değiştiğini oyun sırasında anlıyoruz çünkü sürekli farklı bir karakter ile senaryo ilerliyor. Karakterimiz etraftaki nesneleri toplayıp farklı yerlerde kullanabiliyor, klasik adventure oyunu tarzı. Bu eşyalar genelde mantıklı ve bir eşya bulduğumuzda genelde yakın zamanda kullanıyoruz yani bu eşya oyunun sonunda işe yarayacak tarzı bir durum yok. (Mist gibi). Bulmacalar çok zor değil sadece bazılarını çözmesi zaman alıyor çünkü deneme yanılma üzerine kurulmuş.
Sanitarium izometrik görüşlü bir oyun yani kamera tepede var sabit 2D bir dünyada hareket ediyoruz. Grafikler oldukça güzel (en azından günümüzde göze batmıyor). Animasyon için aynı şeyi tekrarlayamıyorum çünkü insanların hareketleri kütük gibi görünüyor. Ancak bu önemli bir soruna yol açmıyor, en azından alışılabiliyor. Mekanlar oldukça güzel oyunun karanlık havasını oldukça iyi tasvir ediyor.

Sanitarium

Sanitarium

Oyunun senaryosu herşeyi. Gerçekten çok detaylı yazılmış ve çok ince detaylar-göndermeler bulunuyor. Ben yazı okumayı sevmem diyorsanız bu oyunu pas geçmenizi tavsiye ederim çünkü hikayeyi anlamayınca oyunun hiçbir anlamı olmuyor, bulmacalar da fazla zorlamadığından çok keyif vermeyecektir. Oyunun konusuyla ilgili bilgi vermek istemiyorum çünkü hiçbir şey bilmeden oynamak daha iyi olacaktır. Yine de merak ediyorsanız spoiler kısmının başını okuyabilirsiniz.
İkinci öne çıkan yer ise müzikler. Oyunun travmatik havasını çok iyi ifade ediyor. Özellikle oyunun başındaki kasabada çalan müzik favorim oldu. Seslendirme ilk başta beni hayal kırıklığına uğratmıştı çünkü çok zorlama gelmişti. Sonradan düzeldi sanırım ilk başta seslendirme yapanlarda hazır değildi sonradan alıştılar (burayı salladım). İlginç bir nokta da oyun yüklenirken bir şarkı çalıyor. Başka hiçbir oyunda böyle birşey olduğunu hatırlamıyorum, ve öyle bir şarkı çalıyor oyun başlamadan insanı gerebiliyor. Oyunun yeni GOG versiyonunda bu yok sadece ilk versiyonlarında bulunuyor.
Sözü geçen müzik : http://www.youtube.com/watch?v=8-6pkaZFzek

Sanitarium Palyaço

Sanitarium Palyaço

Adventure sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir oyun. Eskiden ne güzel oyunlar yapıyorlar demek için de arada yükleyip tekrar tekrar oynanacak bir oyun. GOG versiyonu herhangi bir sorun yaratmadan Windows 7 de çalışıyor, önceden eski sürümünü yüklemiştim o sadece bir alanda grafik hatası yaratmıştı ama çok sorun olmadan o da çalışmıştı. Yazıyı yazmadan önce oyunu tekrar kurup bitirdim böylece detaylar aklımdayken konuyu genel hatlarıyla özetleyebilirim. Bu oyuna özel olarak böyle yazmaya karar verdim öylece oyunu oynayamacak olanlar da en azından bir fikir edinmiş olur.

Hikaye

–SPOILER—
Oyununla birlikte gelen klavuzun son sayfasına bakarsak (gog versiyonunda scan’leyip koymuşlar) oyunla ilgili ilk ipucunu alıyoruz : “ Demons from the past can torment you… or set you free”. Tahmin edeceğiniz gibi oyunda sürekli geçmişe gidip sorunlarımızla yüzleşeceğiz.
Oyunun açılış videosunda arabaya binip yağmurlu bir havada yola çıkıyoruz. Çok uzun bir araştırmadan sonra çok önemli birşey bulduğumuza dair bir telefon görüşmesi yapıyoruz. Ancak bir kaza yapıp uçurumdan aşağıya yuvarlanıyoruz ve ekran kararıyor. Gözümüzü bir yerde açıyoruz –neresi olduğunu henüz bilmiyoruz- akıl hastanesi gibi biryer en azından etrafta akıl hastaları var. Hafıza kaydı geçirdiğimizden herhangi birşey hatırlamıyoruz. Burada eh gene mi diyebiliriz ama o dönemler bu konu çok popüler değildi (Fight Club veya Memento çıkmamıştı daha) Morgan diye bir isimden bahsediyorlar sürekli, o doktorun yardım edebileceğinden. Bu sırada bir yangın çıkıyor buradan nasıl kurtulacağım derken yapının ortasındaki melek heykeli alıp bizi kurtarıyor ve bizi bir kasabanın ortasına bırakıyor.

Sanitarium Mekan

Sanitarium Mekan

Geldiğimiz kasaba ilk başta oldukça normal geliyor ama sonradan gariplikleri farkediyoruz. kasabada hiçbir yetişkin yok sadece çocuklar bulunuyor. Ancak çocukların yüzleri veya vücutları oldukça deforme olmuş bir bacağı dal olmuş, yüzü yosunlanmış veya ikinci ağzı çıkmış gibi çocuklar var ve normal kimse yok. Bütün çocuklar anne diye “birşeyden” bahsediyor, herşeyi bilen ancak sinirlendiğinde çok kötü cezalar veren bir anneden. Bu anneye karşı merakımız artıyor tabi, çocuklardan bilgi edinmek için oyunlar oynuyoruz ve anneye ulaşmaya çalışıyoruz. Oyunlardan biri oldukça ilginç, çocuklarla saklambaç oynuyoruz, son çocuğu kilitli bir evin içinde buluyoruz. Evin içi öldürülmüş insanlarla dolu çocukta bir köşede bekliyor içeri girince beni buldun diye dışarı kaçıyor bu sırada ana karakterimiz nasıl bir çocuk böyle bir yere saklanırki diye bağırıyor. Çocuklarla konuştukça kendi hafızamızı da parça parça geri kazanmaya başlıyoruz. İsmimiz Max, Sarah adında bir kardeşimiz var. Kardeşimizin çok hasta olduğunu hayal meyal hatırlıyoruz.

Kasabada dolaştıkça sirk posterleri gözümüze çarpıyor kasabanın son hali ile oldukça ironik bir durum oluşturuyor bu. Bir balkabağı tarlasının sonunda annenin olduğunu öğreniyoruz. Ancak tarlada bize kargalar ve korkuluk saldırıyor. Bir şekilde onları geçtikten sonra anne ile tanışıyoruz. Anne dedikleri şey dev bir bitki aslında. Bize insanların ne kadar iğrenç yaratıklar olduğunu çocukları boş yere harcadıklarını bu yüzden bütün yetişkinleri öldürdüğünü anlatıyor. Çocukları bitki yaparak onları kurtarmak gibi bir amacı olduğunu anlatıyor. Eh böyle şey mi olur deyip bir şekilde anneyi parçalıyoruz. Etraftaki çocuklar mutlu bir şekilde dağılıyor son çocuk Max teşekkürler senin sayende kurtulduk deyip o da bir şekil portaldan geçiyor. Biz de bu portaldan geçip hastaneye geri dönüyoruz.
Oyunun başındaki hastaneye benzer bir yerdeyiz ancak bu sefer ortalık daha normal en azından etrafta doktorlar var. Doktorlarla konuşup çok kötü bir yerden geliyorum uzaylı bir yaratıktan çocukları kurtardım deyince “he he Max öyledir kesin” deyip bizi başından salıyorlar. Bu sırada bir kadın ile tanışıyoruz. Kadın çok yalnız olduğunu söylüyor eskiden bir adamın sürekli kendisini ziyaret ettiğini ancak artık gelmediğinden bahsediyor. Bunun nedeni olarakta ortadaki havuzun boş olduğunu söylüyor önceden havuz dolu iken suyu izlerken o adam geliyormuş. Bir şekilde havuzu dolduruyoruz kadın çok mutlu bir şekilde bizden en çok neyi istediğimizi soruyor. Biz de kız kardeşimiz Sarah’ı son bir kez görmek istediğimizi söylüyoruz. Havuza bakınca bir çeşit transa geçiyoruz ve bir adada Sarah olarak uyanıyoruz.
Ada sadece bir sirkten oluşuyor çünkü adada sular yükselmiş ve sirkin bulunduğu yer hariç heryer batmış. Sirkte gezici bir sirk, son durakları burası olduğu için depresyonda olan palyaçolara sahip (palyaçoların yeterince sinir bozucu olduğu yetmezmiş gibi). Bu küçük adada hemen hiçbir şey yok sabit dürbünler var ancak buradan sadece uzaktaki bir malikane görünüyor. Adada bir çeşit su yaratığı var hergün insanları özelikle çocukları kaçırıp yiyor bu yüzden insanlar adadan kaçamıyor. Sarah ile etrafı dolaşıyoruz ve bölümün sonlarında bir oyuncak ayı buluyoruz.
Bölüm değişiyor, oyuncak ayı Max in elinde ve hasta olarak yatakta Sarah var.
Ve bu oyuncak ayıyı hasta yatağında Sarah’a verirken herşeyi anlıyoruz. Aslında oyunun bütün bölümleri Max’in kendi geçmişindeki travmalarla yüzleşmelerinin bir yansıması. Max küçükken kardeşi çok hasta (ilk bölümdeki flashback’ler) ve son olarak oyuncak ayımı görmek istiyorum diyor. Bu sırada bir sirk posteri gözümüze çarpıyor kardeşimizin sirke gitmek istediğini anlıyoruz. Ancak oyuncak ayıyı ararken Sarah ölüyor ve Max kendini kardeşinin son dileğini yapamamakla suçluyor. Kardeşi bir virus yüzünden ölüyor bu nedenle Max doktor olmaya karar veriyor. Max araştırmalar yapıyor ve bu viruse karşı bir aşı geliştirmeye oldukça yaklaşıyor. Ancak proje lideri Morgan araştırmayı kesmek istiyor ve onla kavga ediyoruz. Bunun sonucunda Morgan projeyi görünürde kabul ediyor ancak el altından baltalamaya devam ediyor. Bu iki travma Max’in bilinçaltını şekillendiriyor.
Oyunda sürekli olarak çocukların bir güç tarafından zarar gördüğünü görüyoruz. İlk bölümde bu bir bitki yaratık idi. Sonraki bölümlerde buna benzer şeyler geliyor. Anlıyoruz ki sürekli olarak çocukları bu güçlerden kurtarıp kendi kendimizi telkin ediyoruz : “Ben çocukları kurtarabilirim.” Ama aslında Sarah’ı kurtaramadığımzdan bu şekilde kendimizi kandırmaya çalışıyoruz. Bölümlerdeki kötü karakterde Morgan’ı temsil ediyor çocuklara zarar verecek “kötü insan”. Bu döngü 2 sefer daha tekrarlanıyor. Bölümlerdeki karakterler çocukluğumuzdan geliyor. Bunlar bir çizgi roman karakteri olan Grimwall ile bir Aztek tanrısı olan Olmec. Neden bu karakterlerin yerine geçtiğimizi oyunun sonunda anlıyoruz :”Grimwall gibi güçlü, Olmec gibi cesur olamadın.”
Böylece oyunun neden amaçsız (bölümlerin geneli olarak)ve bölümlerin bu kadar birbirinden uzak olduğunu anlıyoruz. Çünkü bütün oyun bir akıl hastanesi aslında (sanitarium). Ve kendi kendimize yüzleşerek pişmanlıklarımızı kabul etmeye çalışıyoruz. Oyunun başındaki kazadan dolayı koma durumundayız ve aslında bütün oyun koma durumdaki Max’in kafasında geçiyor.
Max bu arada şu anki durumuyla da yüzleşiyor. Oyunun bazı kısımlarında Max’in karısıyla hiç ilgilenmediğini gösteriyor. Ve her bölümde illaki bir tane yalnız kalmış ilgi bekleyen bir kadınla karşılaşıyoruz. Tabi bunun anlamını çok sonradan farkediyoruz.
Oyundaki ince detaylar inanılmaz. Örneğin ilk bölümde akıl hastanesi tarzı bir bölümde uyandığımızı söylemiştim. Burada 6 tane akıl hastası var. Oyunda da 6 bölüm var. Bu hepsi bu bölümlerle alakalı şeyler söylüyor. Çılgın bir bitkiden bahseden bir hasta var mesela. Sarah’in saçları turuncu baba ona balkabağım diye sesleniyor. İkinci bölümde de balkabağı tarlasından geçerken bize kargalar saldırıyor. Bir tane evlenme sahnesinde nikahi yapan pederin gözleri bağlı. Çoğu kişi bunun Max’in evliliğinin ne kadar bilinçsizse yaptığına yorumlamış.
Özellikle ilk bölümlerdeki detaylar aklımda kaldı ilerki bölümlerde de oldukça fazla sayıda detay bulunuyor.
Oyunun atmosferinin oluşmasında müziklerin büyük payı var birkaç şarkıyı paylaşmak istiyorum:

Değerlendirme

Grafik: 4/5

Oynanabilirlik: 4/5

Konu: 5/5

Genel: 5/5

Oyunun tam çözümü için: http://oyunuzmanlari.com/sanitarium-oyun-cozumu/

Bu makale 6149 kez okunmuştur.

1 yorum

  1. Şansal Nuray

    Gerçekten müzikler ve oyunun atmosferi bir harika.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Lütfen sitemizi destekleyin

Merhaba Oyun severler,
Aşağıdaki butonlara tıklayarak oyun uzmanlarını destekleyebilirsiniz.